MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SAYIN YAŞAR YILDIRIM’A ZİYARET

MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SAYIN YAŞAR YILDIRIM’A ZİYARET

Tekbir-Sen olarak, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yaşar Yıldırım’ı ziyaret ettik. Gerçekleştirdiğimiz bu ziyarette, cami derneklerinin denetimlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesi konusundaki talep ve görüşlerimizi kendilerine ilettik.

Ayrıca, sahada görev yapan din görevlilerimizin karşı karşıya kaldığı sıkıntı ve sorunları, bu sorunlara yönelik çözüm önerilerimizi detaylı bir şekilde paylaştık. Görüşmede özellikle, bulunduğu makamdan güç alarak din görevlilerimize — başta sendikamız üyeleri olmak üzeremobbing uygulayan müftü ve şube müdürlerine dikkat çektik. Bu kişilerin isimlerini, görev yaptıkları yerleri, sendikal faaliyetlerimize engel olduklarını, anayasal ve yasal hakları ihlal ederek suç teşkil eden uygulamalarda bulunduklarını açıkça ifade ettik.

Tekbir-Sen olarak, din görevlilerimizin haklarını savunma noktasında kararlılığımızı vurgulayarak, baskı ve yıldırma politikalarına karşı sessiz kalmayacağımızı bir kez daha dile getirdik.

Nazik kabulleri ve misafirperverlikleri dolayısıyla Sayın Yaşar Yıldırım’a teşekkür ederiz.

Tekbir-Sen: Güçlü sendikacılığın tek adresi.

Devamını Oku...
MHP Yozgat Milletvekili Sayın İbrahim Ethem SEDEF’i Ziyaret

Tekbir-Sen olarak bizler, sendikacılığı sadece masa başında değil, Diyanet İşleri Başkanlığımızın en uç noktadaki neferleriyle omuz omuza, bizzat sahada gerçekleştiriyoruz. Taşradaki din görevlilerimizin yaşadığı zorlukları, karşılaştıkları engelleri ve beklentilerini sadece duymuyoruz; bizzat yerinde müşahede ederek biliyoruz.

Sorunları Biliyor, Çözüm İçin Cesaretle Adım Atıyoruz

Din görevlilerimiz, toplumun manevi rehberleri olarak çok kutsal bir vazifeyi ifa etmektedirler. Ancak özellikle taşrada görev yapan asil ve vekil hocalarımızın yaşadığı ekonomik darboğaz, artık görmezden gelinemez bir boyuta ulaşmıştır.

Bugün gelinen noktada;

  • Taşradaki hocalarımızın hayat pahalılığı karşısında ezilen maaşları,
  • Vekil imam-hatip ve müezzin-kayyımlarımızın emeklerinin karşılığı olmayan düşük ücretleri,
  • Geçim derdinin, hizmet aşkının önüne geçmeye başlaması,

Tekbir-Sen’in öncelikli çözüm gündemidir. Biz, sorunları sadece raporlayan değil, çözüm için irade koyan bir anlayışla hareket ediyoruz.

Taleplerimizi Siyasetin Merkezine Taşıdık

Hocalarımızın hakkını savunmak adına attığımız somut adımlardan biri olarak; taşradaki asil ve vekil görevlilerimizin maaş iyileştirmeleri ve özlük haklarına dair hazırladığımız kapsamlı talep dosyamızı MHP Yozgat Milletvekili Sayın İbrahim Ethem SEDEF Beyefendi’ye bizzat ilettik.

Görüşmemizde, din görevlilerimizin refah seviyesinin artırılmasının bir lütuf değil, ifa ettikleri hizmetin bir gereği olduğunu vurguladık. Taleplerimizin takipçisi olacağımıza ve Ankara nezdinde girişimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğimize dair sözümüzü yineliyoruz.

Tekbir-Sen: Güvenin ve Mücadelenin Kalesi

Biz gücümüzü sayılardan değil, haklılığımızdan ve dik duruşumuzdan alıyoruz. “Güçlü Sendikacılığın Tek Adresi” sloganımız, sadece bir iddia değil, sahadaki emeğimizin ve hocalarımıza olan bağlılığımızın bir sonucudur.

  • Cesuruz: Çünkü arkamızda hakkını arayan binlerce hocamızın duası ve desteği var.
  • Kararlıyız: Çünkü din görevlisinin derdiyle dertlenmeyi görev sayıyoruz.
  • Sonuç Odaklıyız: Çünkü laf değil, icraat üretiyoruz.

Tüm din görevlilerimizi, bu onurlu mücadelede Tekbir-Sen çatısı altında birleşmeye, haklarımızı hep birlikte gür bir sesle savunmaya davet ediyoruz.

Tekbir-Sen Varsa, Çözüm Vardır!

Devamını Oku...
YOZGAT Milletvekili Sayın Süleyman ŞAHAN’ı Ziyaret

YOZGAT Milletvekili Sayın Süleyman ŞAHAN’ı Ziyaret

Tekbir-Sen olarak bizler, masa başında değil sahada sendikacılık yapıyoruz. Sorunları uzaktan tahmin etmiyor, bizzat yaşayarak ve dinleyerek tespit ediyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde görev yapan din görevlilerimizin özellikle taşrada karşı karşıya kaldığı sıkıntıları çok iyi biliyor, bu sorunların çözümü noktasında kararlı ve cesur adımlar atıyoruz.

Taşrada görev yapan kadrolu ve özellikle vekil din görevlilerimizin düşük maaşlarla görev yapmaya çalışması, hem ekonomik hem de sosyal açıdan ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu durum, din hizmetlerinin niteliğini de doğrudan etkilemektedir. Tekbir-Sen olarak bu adaletsizliğe sessiz kalmadık, kalmayacağız.

Bu kapsamda, taşrada görev yapan ve vekil statüsünde çalışan hocalarımızın maaşlarının yetersizliği, özlük haklarındaki eksiklikler ve çalışma şartlarına dair çözüm önerilerimizi AK Parti Yozgat Milletvekili Sayın Süleyman Şahan’a ilettik. Taleplerimizi açık, net ve kararlı bir şekilde ifade ederek, din görevlilerimizin insanca yaşayabileceği bir ücret ve adil çalışma düzeni talebimizi dile getirdik.

Tekbir-Sen, sadece sorunları dile getiren değil; çözüm üreten, muhataplarıyla doğrudan temas kuran ve üyelerinin hakkını her platformda savunan bir sendikadır. Bizim sendikacılık anlayışımız; cesur, ilkeli ve samimidir. Sayın Vekilimize nazik misafirperverliklerinden dolayı şükranlarımızı sunarız.

Din görevlilerimizin emeği kutsaldır, karşılığı eksik bırakılamaz.
Bu bilinçle mücadelemizi sürdürecek, taşrada görev yapan tüm hocalarımızın sesi olmaya devam edeceğiz.

Tekbir-Sen: Güçlü sendikacılığın tek adresi.

Devamını Oku...
Merkez–Taşra Uyumunun Kurumsal Etkinlik Açısından Önemi:

Kamu yönetiminde politika üretimi ile uygulama arasındaki uyum, hizmetlerin etkinliği, verimliliği ve sürdürülebilirliği açısından belirleyici bir unsurdur. Merkez teşkilatında geliştirilen stratejilerin taşra birimleri tarafından doğru ve etkin biçimde uygulanamaması, kamu hizmetlerinde aksamalara ve kurumsal hedeflerden sapmalara yol açmaktadır¹.

Bu çerçevede, Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Safi Arpaguş’un, birim amirleri toplantısında dile getirdiği:

“Ankara’daki strateji, Anadolu’da pratiğe dönüşmüyorsa, Anadolu’daki sorun Ankara’da çözülmüyorsa eksik kalmışız demektir. Bu uyumu sağlamak, birimler arası koordinasyonu en üst seviyeye çıkarmak mecburiyetindeyiz.” şeklindeki değerlendirmesi, merkez–taşra ilişkilerinin sağlıklı biçimde yeniden ele alınması gerektiğine işaret eden yüksek düzeyli bir yönetsel farkındalığı ortaya koymaktadır.

Kamu yönetimi literatüründe ifade edildiği üzere, merkezde oluşturulan politikaların sahaya yeterince yansımaması durumunda “uygulama açığı” (implementation gap) ortaya çıkmakta ve bu durum hizmet sunumunun niteliğini doğrudan etkilemektedir². Diyanet İşleri Başkanlığı özelinde bu ayrışma, taşrada görev yapan din görevlilerinin karşı karşıya kaldığı çeşitli yapısal sorunlarda somut biçimde gözlemlenmektedir.

Tekbir-Sen’in sahaya dayalı gözlem ve tespitleri;

  • İdari uygulamalarda yeknesaklığın sağlanamaması,
  • Maaş ve özlük haklarına ilişkin uygulama farklılıkları,
  • Camii dernekleriyle yürütülen süreçlerde yetki ve sorumluluk belirsizlikleri,
  • Hizmet içi eğitim ve mesleki gelişim imkânlarının sınırlılığı

gibi sorunların, büyük ölçüde merkezde belirlenen stratejik yaklaşımların taşrada yeterince karşılık bulamamasından kaynaklandığını ortaya koymaktadır.

Sayın Başkanın özellikle vurguladığı uyum ve koordinasyon ihtiyacı, çağdaş kamu yönetimi anlayışında yatay ve dikey koordinasyonun vazgeçilmez bir unsuru olarak değerlendirilmektedir³. Merkez ile taşra arasında yalnızca tek yönlü bir hiyerarşik iletişim kurulduğu sürece, sahada ortaya çıkan sorunların merkeze sağlıklı biçimde aktarılması mümkün olmamaktadır.

Bu nedenle, çift yönlü işleyen geri bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi; taşra teşkilatının yalnızca uygulayıcı değil, aynı zamanda politika süreçlerine veri sağlayan kurumsal bir aktör olarak değerlendirilmesi gerekmektedir⁴.

Sendikalar, kamu yönetimi sisteminde yalnızca özlük haklarını savunan yapılar değil; aynı zamanda kurumsal geri bildirim sağlayan ve yönetsel kapasiteyi destekleyen sosyal taraflardır⁵. Tekbir-Sen’in kuruluşundan ve genel başkanlığımızdan bu yana ısrarla dile getirdiği sahaya ilişkin sorun ve çözüm önerilerinin, Sayın Başkanımız tarafından gündeme alınarak birim amirleri toplantısında yüksek perdeden ifade edilmesi, sendikal tespitlerimizin sahaya dayalı ve gerçekçi olduğunun önemli bir göstergesidir.

Bu vesileyle, ısrarla dile getirdiğimiz merkez–taşra uyumu ve koordinasyon sorununu gündemine alarak, birim amirleri toplantısında açık ve net biçimde ifade eden Sayın Başkanımız Prof. Dr. Safi Arpaguş Hocamıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu yaklaşım, sahadaki sorunların görmezden gelinmediğini ve çözüm iradesinin üst yönetim düzeyinde karşılık bulduğunu göstermesi bakımından son derece kıymetlidir.

Tekbir-Sen olarak, başta Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve kıymetli Başkanımızın yanında yer aldığımızı; sahadan elde edilen verilerle, yapıcı önerilerle ve çözüm odaklı sendikacılık anlayışımızla bu sürecin en güçlü destekçilerinden biri olmaya devam edeceğimizi açıkça ifade ediyoruz.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nda strateji ile uygulama arasındaki uyumun güçlendirilmesi; hizmet kalitesinin artırılması, çalışanların motivasyonunun yükseltilmesi ve kurumsal etkinliğin sürdürülebilir kılınması açısından kritik öneme sahiptir. Sayın Başkanımızın bu yöndeki değerlendirmesi, sahadaki sorunların merkeze taşınması ve çözüm üretilmesi adına olumlu ve güçlü bir yönetsel iradeye işaret etmektedir.

Tekbir-Sen, sahadan merkeze sağlıklı veri akışını önemseyen, çözüm üretmeyi esas alan ve kurumsal gelişimi önceleyen sendikal duruşuyla bu sürece katkı sunmaya kararlılıkla devam edecektir.

Dipnotlar

ILO (2018). Public Service Trade Unions and Social Dialogue. International Labour Organization.

Denhardt, R. B. & Denhardt, J. V. (2015). Public Administration: An Action Orientation. Cengage Learning.

Hill, M. & Hupe, P. (2002). Implementing Public Policy: Governance in Theory and Practice. Sage Publications.

Peters, B. G. (2010). The Politics of Bureaucracy. Routledge.

Pollitt, C. & Bouckaert, G. (2017). Public Management Reform. Oxford University Press.

Devamını Oku...
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?

Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?

Mutfaklarımızda yıllardır sessizce yer alan bir madde var: limon tuzu.

Turşuda ve  reçelde kullanırız, çorbaya katarız hatta salatalarımıza da kattığımız olur; bazen de çaydanlıkları temizlerken vazgeçilmezimizdir …

Çoğumuz onun limonla tuzun birleşiminden oluştuğunu zannederiz. Oysa limon tuzu, adının çağrıştırdığından farklı olarak kimyasal adıyla sitrik asit olan bir bileşiktir. Doğal kaynaklarda turunçgillerde bulunur; ancak piyasada kullandığımız formu çoğunlukla endüstriyel fermantasyonla elde edilir.

Şimdi bir tanıdık hocamın da sorduğu sorumuza geçelim.

Limon tuzu gerçekten faydalı mı, yoksa farkında olmadan zarar mı veriyoruz?

Adım adım cevaplamaya çalışalım.

İlk aklımıza gelen mutfaktaki rolü…

Limon tuzu, gıdalarda asitlik düzenleyici olarak kullanılır. Yemeğe ekşi bir tat verirken aynı zamanda pH’ı düşürerek mikroorganizmaların üremesini zorlaştırır. Bu yüzden eskiden beri turşularda, konservelerde ve reçellerde tercih edilir. Bir anlamda, yemeğin “koruyucu kalkanı” gibidir.

Ancak unutmamamız gereken şey limon tuzu, limonun kendisi değildir.
Limon suyunda lif, vitamin ve aromatik bileşikler bulunurken; limon tuzu neredeyse saf bir asittir. Yani miktar kontrolü olmazsa, fayda hızla riske dönüşebilir hatta zarar verebilir.

Sağlık Cephesinden Bakınca

Sitrik asit, vücudumuzda enerji üretiminin merkezinde yer alan metabolik döngülerin bir parçasıdır. Bu nedenle “vücuda tamamen yabancı” bir madde değildir. Ayrıca sitrat formu, bazı kişilerde böbrek taşı oluşumunu azaltıcı etki gösterebilir.

Ancak aşırı ve bilinçsiz kullanımda tablo değişir:

  • Mide hassasiyeti, reflü ve yanma
  • Diş minesinde aşınma
  • Uzun süreli ve yoğun maruziyette ağız içi tahriş

Özellikle “biraz daha ekleyeyim, daha iyi olur” düşüncesi, limon tuzunda geçerli değildir. Yani bu madde azla etkilidir.

Bizim yöremizde bolca kullanılan limon tuzuna bu bakış açısı ile bakmak gerekiyor.

Kısaca azaltmak hatta doğalına yönelmek…

Ev temizliğine gelelim.

Son yıllarda limon tuzu, “doğal temizlik” akımının yıldızlarından biri. Kireci çözer, su lekelerini giderir, kötü kokuları bastırır. Evet, bunların hepsi doğru.

Ama küçük bir uyarı şart:
Limon tuzu her yüzeyin dostu değildir. Mermer, doğal taş ve hassas metaller üzerinde aşındırıcı etki gösterebilir. Yani “doğal” olması, sınırsızca kullanılabileceği anlamına gelmez.

Peki ne yapmalıyız ya da nasıl kullanmalıyız?

Aşağıda özetlemeye çalıştım.

  • Gıdalarda ölçülü kullanılmalı
  • Salata ve çorbalarda limon tuzu yerine gerçek limon tercih edilmeli
  • Diş sağlığı için asidik tüketim sonrası ağzınız suyla çalkalanmalı
  • Temizlikte seyrelterek uygulanmalı
  • Çocukların erişemeyeceği yerde saklanmalı

Limon tuzu, doğru kullanıldığında hayatı kolaylaştıran; yanlış kullanıldığında sessizce zarar verebilen bir bileşiktir.

Asıl mesele, bir maddenin doğal ya da sentetik olması değil; bilinçli kullanılıp kullanılmadığıdır.

Bilim bize şunu söyler:Her şey dozunda güzeldir.

Kaynaklar

https://www.wisdomlib.org/ingredients/14358-lemon-salt

https://www.wisdomlib.org/ingredients/14358-lemon-salt

https://www.medicalpark.com.tr/saglik-rehberi/limon-tuzunun-faydalari#:~:text=Limon%20tuzu%2C%20form%C3%BCl%C3%BC%20C6H8O7%20olan,v%C3%BCcut%20yap%C4%B1lar%C4%B1nda%20fazla%20miktarda%20bulunurhttps://www.medicalpark.com.tr/saglik-rehberi/limon-tuzunun-faydalari#:~:text=Bakteri%20%C3%B6nleyici%2C%20temizleyici%20ve%20baz%C4%B1,a%C4%9F%C4%B1z%20i%C3%A7inde%20tahri%C5%9Fe%20neden%20olabilir.

Devamını Oku...
Üyelerimize Hayırlı Olsun 🌿

Üyelerimize Hayırlı Olsun 🌿

Tekbir-Sen Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası olarak, üyelerimizin ve Diyanet camiamızın sosyal haklarını güçlendirmeye yönelik çalışmalarımıza bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.
Bu kapsamda, Tekbir-Sen Genel Merkezimiz ile Özel Maltepe Sarudent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği arasında indirimli sağlık hizmeti protokolü imzalanmıştır.
İmzalanan bu protokol ile;
Ücretsiz muayene,
Ücretsiz panoramik ve periapikal röntgen,
Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) fiyat tarifesi üzerinden tüm diş tedavilerinde %30 indirim,
Ortodonti ve implant tedavilerinde de %30 indirim imkânları sağlanmıştır. Bu hizmetlerden;
Diyanet İşleri Başkanlığı personeli, Türkiye Diyanet Vakfı personeli, emekliler ve birinci derece yakınları faydalanabilecektir.
Tekbir-Sen olarak, üyelerimizin yalnızca özlük ve mali haklarıyla değil, sağlık ve sosyal yaşamlarını kolaylaştıracak her alanda yanlarında olmayı sendikal sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz.
İmzalanan bu protokolün tüm üyelerimize ve Diyanet camiamıza hayırlı olmasını diliyor, katkı sunan Maltepe Sarudent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği yetkililerine teşekkür ediyoruz.

Devamını Oku...
“Kalemimin Rengi” Okurla Buluştu

“Kalemimin Rengi” Okurla Buluştu

Sendikamız resmi internet sitesi köşe yazarlarından, ilim ve bilim adamı Boz-Ok Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Hamdi TEMEL Hocamız’ın kaleme aldığı Kalemimin Rengi, Cağaloğlu Akademi Yayınevi tarafından yayımlanarak edebiyat dünyasındaki yerini aldı. Yazarın yaşamından süzülen izleri, iç dünyasının yansımalarını ve toplumsal hafızaya dokunan metinlerini bir araya getiren eser; deneme, hatıra ve köşe yazısı türleri arasında güçlü bir köprü kuruyor.

Kalemimin Rengi, bir akademisyenin yalnızca bilimsel kimliğini değil; insanî, vicdanî ve duygusal yönlerini de okura samimiyetle açtığı özel bir eser niteliği taşıyor. Prof. Dr. Hamdi Temel bu kitapta; ailesine, anne ve babasına, vatana, doğaya, insan ilişkilerine ve gündelik hayata dair gözlemlerini yalın ama derinlikli bir dille aktarıyor. Zaman zaman tebessüm ettiren, zaman zaman hüzünlendiren metinler; okuru kendi hayatıyla yüzleştiren güçlü bir iç yolculuğa davet ediyor.

Kitap boyunca umut duygusu belirgin bir şekilde hissediliyor. Yazar, yaşanmışlıkları kaleme alırken hiçbir zaman karamsarlığa teslim olmuyor; aksine insanı ayakta tutan değerleri, inancı, sevgiyi ve dayanışmayı ön plana çıkarıyor. “Gezdim, gördüm, araştırdım… Aslında kendimi yazdım” ifadesiyle özetlenebilecek bu yaklaşım, eserin samimiyetini ve okurla kurduğu güçlü bağı daha da pekiştiriyor.

Kalemimin Rengi, akademik disiplinle yetişmiş bir kalemin, hayatın içinden süzülen duyguları edebî bir hassasiyetle aktarmasının başarılı bir örneği olarak öne çıkıyor. Özellikle aile temalı yazılar, anne-baba figürleri etrafında şekillenen metinler ve toplumsal değerlere dair değerlendirmeler; geniş bir okur kitlesinde karşılık bulabilecek evrensel bir dil taşıyor.

Eser, Prof. Dr. Hamdi Temel’in rahmetli anne ve babasına, eşi ve çocuklarına ithaf edilmiştir. Bu yönüyle kitap, sadece bireysel bir yaşam öyküsü değil; aynı zamanda aile bağlarının, vefanın ve hatırlamanın edebî bir kaydı olarak da değerlendirilebilir.

Kalemimin Rengi, hayatın farklı renklerini kelimelere döken, okuruna “kendinden bir şeyler” bulma imkânı sunan içten ve duru bir eser olarak raflardaki yerini almıştır.

Devamını Oku...
DİN GÖREVLİLERİNİN ONURU VE SENDİKAL HAKLARIMIZ ÜZERİNDEKİ BASKILARA DAİR DEKLARASYON

DİN GÖREVLİLERİNİN ONURU VE SENDİKAL HAKLARIMIZ ÜZERİNDEKİ BASKILARA DAİR DEKLARASYON

Türkiye genelinde din hizmetlerini büyük bir özveriyle yürüten din görevlilerimiz, ne yazık ki son dönemde idari baskılar, liyakatsiz yönetim anlayışı ve sendikal ayrımcılık kıskacına alınmıştır. Bunun en taze ve çarpıcı örneği,…….Müftülüğü tarafından sendika temsilcimize yönelik başlatılan asılsız soruşturma sürecidir.

1. “Telefon İhbarı” Bir Yıldırma Silahı Haline Getirilmiştir

Din görevlisinin en büyük sermayesi olan “itibarı”, kimliği belirsiz telefon ihbarlarıyla zedelenemez. Üyemize yönelik yapılan uygulama, idari bir denetim değil, sendikal hak arama mücadelemize verilmiş bir “gözdağı” niteliğindedir. Müfettiş talep eden, hak arayan her din görevlisinin karşısına “isimsiz ihbarlar” çıkarılması, hukuk devletinin değil, bir korku imparatorluğunun göstergesidir.

2. Sendikal Ayrımcılık ve Mobbing (Psikolojik Taciz)

Din görevlileri arasında “bizden olanlar” ve “olmayanlar” ayrımı yapılması, cami mihrabındaki kardeşlik ruhuna vurulan en büyük darbedir. Hak arayan, yanlışları dile getiren ve Tekbir-Sen gibi dik duran sendika mensuplarına yönelik sistematik mobbing uygulanmaktadır. Bazı il ve ilçe müftülüklerinde görüldüğü üzere; personel, görev saatiyle değil, sendikal aidiyetiyle yargılanmak istenmektedir.

3. Mesai ve Dinlenme Hakkının İhlali

İmam-hatiplerimiz 7/24 esasıyla toplumun her derdine koştururken, en küçük bir boşlukta “görev başında değil” denilerek tutanaklarla baskılanmaktadır. Din görevlisi caminin sadece görevlisi değil, mahallenin manevi önderidir. Onu sadece dört duvar arasına hapsetmeye çalışan ve her anını jandarma titizliğiyle takip eden bu “denetçi” zihniyet, din hizmetinin verimliliğini öldürmektedir.

4. Liyakat Yerine Sadakat Arayışı

Müftülük makamları, personelin sorunlarını çözecek “baba ocağı” olması gerekirken, ne yazık ki bazı yerlerde sadece “ceza kesen” birer noterlik haline dönüşmüştür. Liyakatli personelin önü asılsız soruşturmalarla kesilmekte, çalışma huzuru bozulmaktadır.

SONUÇ OLARAK İLAN EDİYORUZ:

Bazı il ve ilçelerde yaşanan bu olay, bardağı taşıran son damladır. Din görevlisi kimsenin şahsi memuru, hiçbir yöneticinin kapıkulu değildir. Tekbir-Sen olarak;

  • Üyelerimize yönelik bu “operasyonel” soruşturmaların takipçisi olacağız.
  • İsimsiz ihbarlarla personelini töhmet altında bırakan yöneticilerin hukuk önünde hesap vermesini sağlayacağız.
  • Din görevlilerinin vakarını, onurunu ve sendikal haklarını hiçbir keyfi yönetime kurban etmeyeceğiz.

Mihrabın izzeti, minberin şerefi ve din görevlisinin hakkı sahipsiz değildir!

Bu yazımda hangi müftülük olduğunu belirtmedim. Telefon ihbarı var, hemen savunma ver, anlayışıyla hareket etmek son derece yanlıştır. Burada asıl amacın sendikamıza üye olanlara ve üye olmak isteyenlere baskıcı bir yönetim anlayışıyla hareket etmektir. Sayın müftüm bu davranışları sergilemeye devam ederse, konuyu ulusal basın vasıtasıyla Türkiye gündemine taşıyacağımın bilinmesinde fayda vardır.

Zübeyir DEMİRKAYA

Tekbir-Sen Genel Başkanı

Devamını Oku...
KONYA İL TEMSİLCİLİĞİMİZDE BAYRAK DEĞİŞİMİ

KONYA İL TEMSİLCİLİĞİMİZDE BAYRAK DEĞİŞİMİ

Sendikamızın Konya İl Başkanlığı görevini büyük bir özveriyle yürüten Sayın Muhammed Aksen, Genel Merkezimizin takdirleriyle İç Anadolu Bölge Koordinatörlüğü görevine getirilmiştir.

Muhammed Aksen başkanımızdan boşalan Konya İl Temsilciliği görevine ise, bugüne kadar Selçuklu İlçe Temsilcisi olarak başarılı çalışmalara imza atan Sayın Mehmet Alperen Güven atanmıştır.

Bugüne kadar Konya’mızda sendikal mücadelemize değer katan Muhammed Aksen başkanımıza emekleri için teşekkür ediyor, yeni görevinde başarılar diliyoruz. Konya İl Temsilciliği görevini devralan Mehmet Alperen Güven başkanımıza da yeni sorumluluğunda muvaffakiyetler dileriz.

Bu bayrak değişiminin teşkilatımıza ve tüm üyelerimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

“Birlikte Daha Güçlüyüz!”

Devamını Oku...
BASIN AÇIKLAMASI

BASIN AÇIKLAMASI

Her yıl il ve ilçe müftülükleri tarafından din görevlilerimize, Diyanet yayınlarına zorla abone olmaları yönünde baskı yapıldığı yönünde sendikamıza çok sayıda şikâyet ulaşmaktadır.

Tekbir-Sen olarak hatırlatmak isteriz ki; bu tür uygulamalar açıkça hukuka aykırıdır ve suç teşkil etmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca amirler, maiyetindeki memurlara kanuna aykırı emir veremez, onları kişisel veya kurumsal çıkar sağlamak amacıyla zorlayamaz.
Aynı Kanun’un 12. maddesi, memurların uğradıkları zararlardan dolayı idareye karşı korunmasını öngörmektedir.

Anayasa’nın 18. maddesi angarya yasağını düzenlemekte olup, hiçbir kamu görevlisi zorla bir mal veya hizmeti almaya mecbur bırakılamaz.
Anayasa’nın 48. maddesi ise sözleşme özgürlüğünü güvence altına alarak, bireyin iradesi dışında ekonomik bir yük altına sokulamayacağını açıkça hükme bağlamaktadır.

Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca görevin kötüye kullanılması suretiyle kişilerin mağdur edilmesi cezai sorumluluk doğurmaktadır.

Bu bağlamda; Diyanet yayınlarına ancak din görevlilerimizin kendi özgür iradeleriyle, gönüllülük esasına göre istemeleri hâlinde abone olunabilir. Hiçbir müftü veya idareci, makamını kullanarak din görevlilerimize zorla abonelik dayatamaz, baskı kuramaz.

Tekbir-Sen olarak bu hukuksuz uygulamalara derhal son verilmesini talep ediyor; aksi hâlde sorumlular hakkında idari ve adli tüm yasal süreçlerin başlatılacağını kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

Devamını Oku...