Tekbir-Sen: Hakkın Yanında, Haksızlığın Karşısında Elif Gibi Dimdik!

Bizler Tekbir-Sen ailesi olarak, sendikacılığı sadece bir üye kaydı değil, bir hak arama ve vakar mücadelesi olarak görüyoruz. Kamuoyunun ve değerli din görevlilerimizin bilmesini isteriz ki; biz hiçbir zaman kurum amirlerimizin hasmı olmadık, olmayacağız. Ancak, nerede bir mağduriyet varsa, Tekbir-Sen’in soluğunu orada hissettirmekten de geri durmayacağız.

Bizim Safımız: Adalet ve Liyakat

Bizim için iki tip idareci vardır:

  1. Gücünü Makamından Alanlar: Bulunduğu koltuğu şahsi egolarını tatmin etmek, din görevlilerimize baskı kurmak için kullananlar bilsinler ki; karşılarında çelikten bir iradeyle Tekbir-Sen’i bulacaklardır.
  2. Makamına Güç Katanlar: İlmiyle, ahlakıyla, duruşuyla ve tecrübesiyle o makamı şereflendiren her amirimiz, bizim için baş tacıdır. Onların en büyük destekçisi ve yol arkadaşı olmaya devam edeceğiz.

Üslubumuz Sert Değil, Nettir!

Zaman zaman üslubumuzun sertliğinden dem vuranlar olabilir. Şunu net bir şekilde ifade edelim: Bizim üslubumuz sert değil, doğaldır. Biz, din görevlisi kardeşlerimizi “yaldızlı sözlerle” veya sahte vaatlerle ikna etme peşinde değiliz. Bizim dilimiz, Anadolu’nun samimiyeti; bizim sözümüz, mazlumun feryadıdır.

“Biz süslü cümlelerin arkasına saklanıp sorunları geçiştirenlerden değil, sorunların üzerine cesaretle gidip çözüm üretenlerdeniz.”

Sendika Ayrımı Gözetmeksizin Hizmet

Tekbir-Sen’in kapısı tüm din görevlilerine ardına kadar açıktır. Bize bir feryat ulaştığında, o kardeşimizin “hangi sendikaya üye olduğunu” asla sorgulamayız. Bizim için kriter, üyelik kartı değil, hakkın teslim edilmesidir. Kanunların bize verdiği tüm yetkileri, hiçbir çekince duymadan, din görevlilerimizin huzuru ve refahı için kullanmaktan asla geri durmayacağız.

Doğal olacağız, dürüst kalacağız ve cesur adımlarla gönülleri fethedeceğiz.

Çünkü biz Tekbir-Sen’iz; biz siziz!