Devlet Memurları Kanunu 25. Madde Ne İşe Yarıyor?

DMK 25.Madde Ne İşe Yarıyor?

Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK); isnat ve iftiralara karşı koruma hususlarının nasıl gerçekleşeceğine dair düzenleme yapmıştır. Memurlar, görevlerini yerine getirirken dil, din, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç veya mezhep ayrımı yapamaz. Kamu hizmetlerini sunarken herkese eşit davranmak zorundadırlar. Madde, memurların tarafsızlığını ve objektifliğini vurgulayarak, kamu güveninin korunmasını amaçlar. Ayrıca, memurların kişisel çıkar veya eğilimlerden etkilenmeden görev yapmaları gerektiğini belirtir. Bu ilke, devlet hizmetlerinin adil ve güvenilir şekilde yürütülmesi için temel bir kuraldır.

Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.

Devlet Memurları Kanunu 25. Madde Açıklaması

Memurlarla ilgili bir isnatta bulunan, isnadını ispatlamak zorunda olup, bu hususu ispatlayamadığı takdirde; mali ve cezai sorumluluğu bulunmaktadır. Söz konusu sorumluluk; hem haksız ve hukuki olmayan isnat ve iftira da bulunan kişi için, hem de haksız isnat ve iftirada bulunan bu kişinin asılsız hareketini Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmeyerek harekete geçmeyen ve suç duyurusunda bulunmayarak görevini ihmal eden kurumun atamaya yetkili amiri konumundaki en üst kamu görevlileri ve valiler içindir.

İsnat ve iftiraya maruz kalan memurun isnatta bulunan kişi için bir işlem yapılmasını idareden talep etmesine gerek olmadan, merkezde görev yapan memurlar için o kurumun en üst amiri, taşrada görev yapan memurlar için ise valiler tarafından resen Cumhuriyet Savcılığından asılsız ve gerçek dışı suçlamalarıyla bir memur için isnat ve iftirada bulunanlara karşı dava açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler. Bu görevin yapılmaması halinde bu görevde bulunan kamu görevlileri de sorumlu olur ve görevleri sebebiyle suç işlemiş olurlar.

Yukarıda belirtmiş olduğum gibi; devlet memurları kanununun 25. Maddesi Devlet memurlarına garez, kin, nefret vb. nedenlerle iftira atılarak şikayette bulunanlara karşı bir koruma kalkanı iken, neden kanunda olan bu madde uygulanmıyor? Sayın kaymakamlarımız, sayın valilerimiz neden kanunu uygulamaktan imtina ederler Tekbir-Sen olarak sormak isteriz.

Tekbir-Sen olarak DMK.25. Maddenin uygulanması için başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlara müracaatta bulunduk ve takipçisi olmaya devam ediyoruz.

Devamını Oku...
Hutbelerden Rahatsız Olanların Amacı Ne?

Hutbelerden Rahatsız Olanların Amacı Ne?

Son zamanlarda Diyanet İşleri Başkanlığımızın hazırlamış olduğu Hutbeler büyük ses getirmeye başladı. İçerik olarak mükemmel olan hutbelerin, hazırlanış şekli ayrı bir güzellikte.

Son hutbede kul hakkından bahsedildi. Ülkemizde insanların dikkat etmediği konuların başında gelmektedir, KUL HAKKI. Genel itibariyle Ayet ve Hadislerin ışığında hazırlanmış ve ayet ve hadislerin verdiği mesajlar net olarak hutbeye yansımış. Hutbeyi hazırlayanlara Tekbir-Sen olarak teşekkür ediyoruz. Bu hutbe kime yada kimlere mesaj veriyor. Bu hutbeden rahatsız olanların verdiği tepki hutbenin içeriğine mi, içerisinde ki ayet ve hadislere mi?

Genellikle son haftalarda ki okunan hutbelerden rahatsız olanlar aslında okunan hutbelerden rahatsız mış gibi yaparak, kin, öfke ve nefretlerini hutbe bahanesiyle ayetlere ve hadislere karşı kusmaktadırlar. Ayet ve hadislere tepki vermekten korkan bir gurup, hutbeyi bahane ederek Diyanet İşleri Başkanlığımıza saldırmaktadırlar. Zaten hutbe genel itibariyle camilere gelen veya gelmek isteyip te gelemeyen, kalbinde Allah ve Resulü ‘nün sevgisi olanlara hitap etmektedir. Buna rağmen Ayet ve hadislere düşmanlık edenler hutbeyi bahane ederek Diyanet’e saldırmayı alışkanlık hale getirmiş durumdalar.

Son okunan hutbe kul hakkından bahsediyordu, hazırlanış itibariyle mükemmel bir hutbe. İçeriği, verdiği mesajlar ve mesajları kuvvetlendirmek için seçilmiş olan ayet ve hadisler okuyanları etkilediği gibi can kulağıyla dinleyenleri de etkiledi. Şimdi Diyanet İşleri Başkanlığımıza böyle bir hutbe hazırladığı için teşekkür etmek gerekirken, eleştirmek, haddi aşarak hakaretlerde bulunmak ne kadar insani ve vicdanidir.

Tekbir-Sen olarak bu hutbeyi hazırlayanlara bir kez daha teşekkür ediyoruz. Ve bu hutbeden yola çıkarak sormak istiyoruz;

  • He sene aynı il ve ilçe müftülerinin hac ve umreye görevli olarak gitmeleri kul hakkına girmiyor mu?
  • Bir müftünün, dışarıda ki vatandaşa şirin gözükmek için, din görevlilerimizi görev yaptığı yerlerde camii cemaatine, mahalle ve köy halkına şikayet etmesi kul hakkına girmez mi_
  • Hak etmedikleri halde siyasilerle kol kola girerek il müftüsü olarak atananlar kul hakkı yemiyor mu?
  • Bulunduğu makamlardan gücünü alarak uhdesinde ki personellere karşı hasmane tutum sergileyenler kul hakkı yemiyor mu?
  • 1-7 Ekim tarihleri arasında her yıl kutlanan camiler ve din görevlileri haftasında, show yapmak ve üst makamlara şirin gözükmek için üst makamlardan konuşmacı getirmek suretiyle konferanslar düzenleyerek , kendi geleceği için din görevlilerine eziyet etmek kul hakkına girmiyor mu?
  • Camiler ve Din görevlileri Haftasında, il ve ilçe müftülerimizin diğer kurum ve kuruluşların amirlerini ellerine aldıkları güllerle ziyaret etmeleri, din görevlilerimizi rencide etmektedir, bu durum kul hakkına girmiyor mu?
  • Bazı il ve ilçe müftülerimizin sadece show yapabilmek için açılışlarını yaptıkları camii, Kur’an Kursları vb. yerlerde toplum içerisinde Din görevlilerimize karşı sert üslupla hitap etmesi kul hakkına girmiyor mu?
  • Malazgirt İlçe Müftülüğü şube müdürünün ve ilçe müftüsünün din görevlilerini vakitli vakitsiz görüntülü olarak aramaları kul hakkına girmiyor mu?
  • Malazgirt İlçe Müftülüğü şube müdürünün sendikamıza yönelik ” biz Tekbir-Sen’i kaale almıyoruz, onlar köpek gibi havlıyor”, demesi kul hakkına girmiyor mu?
  • Malazgirt İlçe müftüsü ve şube müdürünün, ilçe kaymakamlığının ilçe müftülüğü hakkında açmış olduğu soruşturmada ifadesine başvurulan din görevlilerimizi odalarına çağırarak tehdit etmeleri kul hakkına girmiyor mu?
  • Malazgirt İlçe müftülüğü şube müdürünün, hakkında soruşturma açılmış bir din görevlisine cep telefonunu dışarı bıraktırmak için tehdit etmesi ve ifadesini aldığı din görevlimizin verdiği sözlü savunmayı cep telefonuna kaydetmesi kul hakkına girmiyor mu?
  • Bazı il ve ilçe müftülerimizin uhdesinde ki personelleri gerek birebir kaldıkları zaman ve gerekse toplum içerisinde ” lan oğlum” gibi hitaplarla çağırması kul hakkına girmiyor mu?
  • Teknoloji devrinde yaşadığımız bir zamanda, on line toplantılar yapmak mümkünken, her ay düzenli olarak aylık mutat toplantılar yapmak kul hakkına girmiyor mu?
  • Taşrada görev yapan hocalarımızla ilgili il ve ilçe müftülükleri tarafından bir evrak teslim edileceği zaman, müftülüğe çağırılarak evrakın teslim edilmesi kul hakkına girmiyor mu? Tekbir-Sen olarak okunan hutbenin içeriğinden yola çıkarak bu soruları vicdan sahibi olan herkese sormak istedik. Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu tür hassas konularda il ve ilçe müftülerimizi uyarmasını talep ediyoruz. Elbette bir çok il ve ilçe müftümüz bulundukları makama ilimleriyle, duruşlarıyla, ahlaklarıyla güç vermektedir. Sendika olarak bu müftülerimizi can-u gönülden tebrik ediyoruz.

Devamını Oku...
Diyanet İşleri Başkanlığımıza Açık Çağrı

Diyanet İşleri Başkanlığımıza Açık Çağrı

Tekbir-Sen Olarak Malazgirt İlçe müftüsü ve şube müdürü hakkında Diyanet İşleri Başkanlığımız, Muş Müftülüğümüz ve Malazgirt Kaymakamlığı nezdinde şikayette bulunmamıza rağmen, şube müdürü gücünü kim yada kimlerden alıyor da, keyfi uygulamalar yapmaya devam ediyor ve ilçe müftüsü gücünü kim yada kimlerden alıyor da kendisini kanunlardan ve yönetmeliklerden üstün görmeye ve keyfi uygulamalar yapmaya devam ediyor?

Malazgirt Müftülüğü Şube Müdürü il temsilcimiz hakkında müftü beyi de ikna ederek açtırmış olduğu soruşturmaya, kendisini muhakkik tayin ettirmek suretiyle güç gövde gösterisi yapmaktadır. İfadeye çağırdığı il temsilcimize öncelikle telefonunu dışarıya bırakmasını ısrarla söylüyor, il temsilcimiz de tartışma yaşanmaması için telefonunu dışarı bırakıyor. Şube müdürü ifade almak için ne hikmetse 2023,2024 yıllarında açmış oldukları ve cezaya gerek duymadıklarından dolayı kapanmış dosyalarla ilgili sorular soruyor. İl temsilcimize telefonunu dışarı bıraktıran şube müdürü ifade veren il temsilcimizin ifadesini alırken telefonuna ses kaydediyor. Bunu fark eden il temsilcimiz itiraz edince kaydı sildiğini söylüyor.

Şube müdürü ifade esnasında il temsilcimizin söylemiş olduğu bir çok şeyi kayda almıyor. Tekbir-Sen olarak Diyanet İşleri Başkanlığımıza açık çağrımızdır. Malazgirt ilçe müftüsü ve şube müdürü hakkında Başkanlık müfettişlerinin görevlendirilerek özellikle Muş ilinin dışından Malazgirt’te görev yapan din görevlilerimizin ve sendikamız üyelerinin dinlenmesi, Malazgirt ilçesinde ki tüm camilerden murakabe defterlerinin müfettişlerimiz tarafından dikkatli incelenmesi, zaten incelendiğinde müftülüğün özellikle sendikamız üyelerinin görev yaptığı camilere ayda en az sekiz (8) defa ilçe müftülüğü tarafından denetime gelindiği ortaya çıkacaktır.

Malazgirt ilçe müftüsü ve şube müdürünün ilçe kaymakamlığının açmış olduğu soruşturmada ifade verecek olan sendikamız üyelerini makamlarına çağırarak tehdit ettiklerini daha önce defalarca beyan etmiştik. Tekbir-Sen olarak Malazgirt İlçe müftülüğünün il temsilcimiz aleyhine suç isnat ederek açmış olduğu soruşturmaya muhakkik tayin edilen şube müdürünün muhakkik olarak tayin edilmesine itiraz ediyoruz ve bu soruşturmayı il müftülüğü murakıplarının yürütmesini özellikle adaletinden zerre kadar şüphe duymadığımız, görev yaptığı mahallerde din görevlilerimizin sevgisini ve gönüllerini kazanmış olan Muş İl Müftümüz Sayın İbrahim YAVUZ Hocamızdan talep ediyoruz. Tekbir-Sen Olarak ilçe müftüsü ve ilçe müftülüğü Şube Müdürü hakkında Diyanet İşleri Başkanlığımıza yapmış olduğumuz şikayetlerin bir an önce sonuçlanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Malazgirt ilçemizde görevli sendikamız üyesi hocalarımıza İlçe müftüsünün ve şube müdürünün mobbing uyguladığı ve sendikamız aleyhine özellikle şube müdürünün hakaretvari ifadeler kullandığı, bunlardan dolayı şube müdürünü uyarmayarak yapmış olduğu saygısızlığa göz yuman ilçe müftüsünün de en az şube müdürü kadar suç işlediğinden dolayı tez zamanda Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişleri tarafından soruşturma açılarak, kanunlardan ve yönetmeliklerden kendilerinin asla üstün olmadıklarının bir an önce hatırlatılmasını talep ediyoruz. Tekbir-Sen Olarak kanunların verdiği yetkileri sonuna kadar kullanmaktan asla korkmayacağız ve hiç bir zaman din görevlilerimizi sahipsiz bırakmayacağız. Tekbir-Sen Diyane ve Vakıf çalışanlarımızın cesur ve gür sesi.

Devamını Oku...
Vekil Din Görevlilerle İlgili Talebimizi ilettik

Vekil Din Görevlilerimizle İlgili Talebimizi İlettik

Diyanet İşleri Başkanlığımızda Vekil olarak görev yapan hocalarımızın ekonomik olarak zorluklar içerisinde oldukları, maaşlarının asgari ücretin altında oldukları, haftalık izin kullanamadıkları, kullandıkları takdirde maaşlarından kesildiğini ve bu sorunların çözülmesi gerektiğiyle ilgili talebimizi Milliyetçi Hareket Partisi Seçim İşleri Müdürü sayın Duramettin MENKÜÇ Bey’ e teslim ettik.

Devamını Oku...
MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir DURMAZ’ ı Ziyaret

MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir DURMAZ’ ı Ziyaret

Sendikamızın Genel Başkanı Zübeyir DEMİRKAYA MHP Genel Başkan Yardımcısı sayın Sadir DURMAZ Bey’ i MHP Genel Merkezde ki makamında ziyaret etti. Ziyaret samimi bir ortamda gerçekleşti. Genel Başkanımız DEMİRKAYA din görevlilerimizin sıkıntı ve sorunlarından ve çözüm yollarından bahsetti. Ayrıca her yıl sürekli hac ve umre hizmetlerinde aynı isimlerin kafile başkanı, ekip başkanı yada ekip başkan yardımcısı olarak görevlendirilmesinin Diyanet İşleri Başkanlığımız personelleri arasında huzursuzluğa sebebiyet verdiğini ve bu konuyla ilgili şikayetimizin dikkate alınarak en üst perdeden dile getirilmesini talep etti.

Tekbir-Sen olarak nazik misafirperverliklerinden dolayı Sayın DURMAZ’ teşekkür ediyoruz.

Devamını Oku...
Hac ve Umre Görevlendirilmesinde Neden Hep Aynı Kişiler Görev Alıyor?

Hac ve Umre Görevlendirilmesinde Neden Hep Aynı Kişiler Görev Alıyor?

Son yıllarda sürekli aynı kişilerin Hac ve umre hizmetlerinde aynı il ve ilçe müftülerimizin görev aldıklarına şahit oluyoruz. 81 il ve 922 ilçe müftümüz görev yapmakta. Bu kadar müftümüz varken maalesef her sene hac ve umre hizmetlerinde aynı il ve ilçe müftülerimizin görevli olarak hac ve umreye gitmeleri Din görevlilerimiz arasında huzursuzluğa sebebiyet vermektedir. Tekbir-Sen olarak aynı kişilerin hac ve umre hizmetlerinde ya kafile başkanı, ya ekip başkan yardımcısı olarak görevlendirilmelerine itiraz ediyoruz. Samsunda bir ilçe müftümüz eşinin Hac kurası çıktığında Hacca eşiyle birlikte gitmek istemesine rağmen kabul görmedi ve eşiyle hacca gidemedi. Aradan bir yıl geçtikten sonra Bursa da bir ilçe müftümüzün eşinin hac kurası çıkınca, bu ilçe müftümüz Ankara’ya Diyanet İşleri Başkanlığımıza giderek kendisini ekip başkan yardımcısı olarak hacda kendisine görev çıkarmayı başarıyor. Oysa bu müftümüz bir yıl öncede hacca ekip başkan yardımcısı olarak gitmişti. Eşiyle hacca gitmesine müsaade edilmeyen ilçe müftümüzle, eşi ile birlikte hacca gönderilen ilçe müftümüz arasında ne gibi bir fark bunu Tekbir-Sen olarak Diyanet İşleri Başkanlığımıza sormak istiyoruz.

Bir ilçe müftüsü düşünün bir sene umreye, bir sene hacca ekip başkan yardımcısı olarak gidiyor. Bu ilçe müftüsünün yaptığı görevi diğer ilçe müftülerimiz yada il müftülerimiz yapamıyor mu? Eğer bu ilçe müftüsünün yaptığı görevi diğer ilçe müftülerimiz de yapabiliyorsa, neden bu ilçe müftümüz her sene hiç boşu olmadan hac ve umreye ekip başkan yardımcısı olarak gidiyor? Eğer diğer il ve ilçe müftülerimiz bu ilçe müftümüzün yapmış olduğu görevi yapamıyorsa, neden il ve ilçe müftüsü olarak atamaları yapılıyor? Buradan sayın Cumhurbaşkanımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Hac ve umre hizmetlerinde sürekli aynı kişilerin neden görev aldıkları ve bu kişileri kim yada kimler sürekli ekip başkan yardımcısı yada kafile başkanı olarak gönderiyor, sendika olarak araştırılmasını talep ediyoruz. Bu durumun din görevlilerimiz ve müftülerimiz arasında huzursuzluğa sebebiyet verdiğinin bilinmesinde fayda vardır. Zaten Tekbir-Sen olarak sürekli aynı kişilerin hac ve umreye neden gönderildiklerinin araştırılmasıyla ilgili başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere, Cumhurbaşkanlığına, Tbmm’ de gurubu bulunan siyasi partilerimize müracaatta bulunduk. Ve bu konunun takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

Devamını Oku...
Kişisel Veri ve KVKK Kapsamı

Kişisel Veri ve KVKK Kapsamı

KVKK’ya göre, bir kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan her türlü bilgi kişisel veri olarak kabul edilir. Bu bağlamda, personelin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası gibi bilgilerin yanı sıra, resmi (fotoğrafı) da kişisel veri kapsamına girer.

Verilerin İşlenmesi ve Yayımlanması İçin Gereklilikler

Kişisel verilerin (bu durumda isim ve fotoğraflar) işlenebilmesi, yani toplanabilmesi, saklanabilmesi veya yayımlanabilmesi için kanunda belirtilen şartlardan birinin mutlaka sağlanması gerekir.

Bu şartlar şunlardır:

  • Açık Rıza: En yaygın yöntemlerden biri, kişinin kendi verisinin işlenmesine açık ve bilgilendirilmiş rıza göstermesidir. Yani, personelin adı ve fotoğrafının web sitesinde yayımlanmasına dair yazılı veya dijital ortamda rızasının alınması gerekir.
  • Kanunlarda Açıkça Öngörülmesi: Veri işleme faaliyetinin, ilgili kanunlarda açıkça belirtilmiş olması.
  • Kamuoyunun Bilgilendirilmesi: Belirli kamu kurumlarının, görev ve yetkileri gereği kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyan faaliyetlerinde, kişisel verileri işleme yetkileri olabilir.

Müftülükler ve KVKK Uygulaması

Müftülükler de bir kamu kurumu olmaları ve KVKK’ya tabi olmaları nedeniyle, web sitelerinde personel bilgilerini yayımlarken bu kurallara uymak zorundadırlar.

Eğer bir müftülük, personelinin isim ve fotoğraflarını web sitesinde yayımlıyorsa, bunu ya personelden açık rıza alarak yapmalıdır ya da bu yayımlama işleminin dayandığı yasal bir gerekçe (örneğin, ilgili bir yönetmelik veya kanun maddesi) bulunmalıdır.

Son zamanlarda, kişisel verilerin korunmasına yönelik farkındalığın artmasıyla birlikte birçok kamu kurumu, potansiyel hukuki riskleri önlemek adına bu tür bilgileri web sitelerinden kaldırma kararı almaktadır. Bu durum, kurumların KVKK’ya uyum süreçlerinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Tekbir-Sen olarak Diyanet İşleri Başkanlığımızın il ve ilçe müftülüklerine web sitelerinde ki personellerin isimlerinin ve resimlerinin kaldırılması talimatını vermesini talep ediyoruz.

Devamını Oku...
Hutbelerden Rahatsız Olanların amacı ne?

Hutbelerden Rahatsız Olanların amacı ne?

Son zamanlarda Diyanet İşleri Başkanlığımızın hazırladığı hutbelerde ki büyük değişiklikler dikkat çekmeye başladı. Özellikle kamu hakkı yemenin haram olduğuna dair “Kamu Hakkı Dokunulmazdır”, hutbe ve akabinde “Hayâ: Allah’ın Emri, Fıtratın Gereği” adlı hutbe gerçekten etkileyici bir hutbeydi. Din görevlilerinin severek, aşk ve şevkle okumuş oldukları bu hutbelerden maalesef bazı kesimin rahatsız olduklarına şahit olduk. İslam’a direk saldıramayanlar, okunan ayetlere direk saldıramayanlar maalesef “Diyanet kadınların kılık kıyafetlerine müdahale ediyor”, algısı oluşturarak saldırmaya başladı. Okunan hutbelerde ayet ve hadisler anlatıldığı halde, karşı çıkanlar kılık kıyafete müdahale ediliyor, algısıyla İslam’ ve Müslümanlara savaş açtılar. Zaten okunan hutbe Kelime-i Şehadet getirerek din olarak İslam’ı, Peygamber olarak Hz. Muhammed ( S.A.V.) Efendimizi kabul eden Müslümanlara bir uyarı ve yol gösterici niteliği taşımaktadır. Müslümanlarla ilgili olan hutbelerden İslam ve Peygamber Düşmanlarının rahatsız olmalarına hiç te şaşırmadık. Tekbir-Sen olarak Diyanet İşleri Başkanlığımızı böyle mükemmel hutbeleri hazırladıkları için kutluyoruz ve hutbeleri bahane ederek İslam’a ve peygambere saldıranları da şiddetli bir şekilde kınıyoruz.

Sendika olarak; hutbeleri bahane ederek Diyanet İşleri Başkanlığına saldıranlara karşı sessiz kalan il ve ilçe müftülerimizin neden sessiz kaldıklarını da anlamış değiliz. Müslüman cesur olmalı. Müftülerimizin vaaz kürsülerinden korkmadan, cesurca tüm gerçekleri haykırmalarını talep ediyoruz. Tekbir-Sen Diyanet ve Vakıf çalışanlarımızın cesur ve gür sesi Diyanet İşleri Başkanlığımızın yanında yer alıyor ve hazırladıkları hutbelerden dolayı kutluyoruz. Hutbeleri bahane ederek Diyanet İşleri Başkanlığımıza saldıranların asıl amaçlarının İslam olduğunu gayet iyi biliyoruz ve okunan ayetlerden, hadislerden rahatsız olup Diyanet İşleri Başkanlığımıza saldıranları necip milletimizin vicdanlarına ve Allah’a havale ediyoruz.

Devamını Oku...
Malazgirt Müftülüğünde Neler Oluyor?

Malazgirt Müftülüğünde Neler oluyor?

Malazgirt ilçe müftüsü ve şube müdürü gücünü kim yada kimlerden alıyor? Kanunları ve yönetmelikleri hiçe sayarak keyfi uygulamalar yapan ilçe müftüsüne ve şube müdürüne kim dur diyecek?

Malazgirt ilçesine bağlı bir köyde görevli olan ve aynı zamanda sendikamızın da üyesi olan bir hocamızın camisine bir ayda sekiz kez denetime gidiliyor ve art arda iki gün denetime gidiliyor. Müdür bey ısrar aynı camiye iki gün peş peşe olmak üzere bir ayda sekiz kez denetime gitmesinde ki amacı anlamış değiliz. Aynı şube müdürünün namaz vakitlerinde din görevlilerimizi görüntülü arayarak camide olup olmadıklarını kontrol etmek istemesinde ki gayesinden de açıkça anlaşılacağı üzere en hafif tabirle mobbing uygulamaktadır.

Şube müdürü ve müftülük hakkında ilçe kaymakamlığına şikayette bulunmamız üzerine, ilçe kaymakamlığı Malazgirt ilçe müftülüğü hakkında soruşturma açtı. Sendikamız üyelerinin ifadelerine başvurulmak üzere üyelerimiz kaymakamlığa davet edildi. İlçe müftüsü ve şube müdürü sendikamız üyelerini makamlarına çağırarak, aleyhte ifade vermemeleri hususunda aba altından sopa göstererek uyarılarda bulundu. Hatta müftü bey ve şube müdürü üyelerimize;” eğer aleyhte ifade verirseniz en ufak bir şikayette size soruşturma açarız, ona göre ayağınızı denk alın”, diyerek ayrıca üyelerimizi tehdit etmişlerdir.

Şube müdürü ve müftü beyin tehditlerinden korkmayan sendikamız üyeleri tüm gerçekleri kaymakamlığın tayin ettiği muhakkike anlattılar. Müdür bey intikam alacak ki; daha önce yazılı savunmasını aldığı sendikamız üyesini sözlü savunmasını almak için odasına çağırıyor, üyemiz de gittiği zaman, şube müdürü üyemizden telefonunu dışarıya bırakmasını, bırakmadığı takdirde savunmasını almayacağını beyan ediyor. Sendika olarak soruyoruz;

Sayın Şube müdürü siz din görevlilerimizi hangi yetkiye dayanarak namaz vakitlerinde görüntülü arıyorsunuz?

Sendikamız üyesine odanızda; ” Biz Tekbir-Sen’i kaale almıyoruz, onlar köpek gibi havlıyor” sözünü hangi cesaretle ve hangi yetkiye dayanarak söylediniz?

Sayın ilçe müftüm ve şube müdürü siz hangi yetkiye dayanarak kaymakamlığın sizin aleyhinize açtığı soruşturmada ifade verecek üyelerimizi odanıza çağırarak tehdit edebiliyorsunuz?

Sayın ilçe müftüm ve şube müdürü bey siz hangi yetkiye dayanarak izin dönüşü personellerin ispat-ı vücut yapmalarını istiyorsunuz?

Sayın şube müdürü malum sendikanın ilçe temsilcisini siz ilçeye gelen din görevlilerini haber vermesi için ajan mı tuttunuz?

Tekbir-Sen olarak ilçe müftüsü ve şube müdürünün özellikle Muş’lu olmayan din görevlilerimize karşı psikolojik baskı kurmaya çalıştığını gayet iyi biliyoruz. Buradan Diyanet İşleri Başkanlığımıza bir çağrıda bulunmak istiyoruz; Başkanlık müfettişlerinin ivedi bir şekilde Malazgirt ilçe müftüsü ve şube müdürü hakkında ilçeye gönderilmelerini, görevli müfettişlerimizin ilçede ki tüm camilerin denetim defterlerini incelemelerini ve ilçede görev yapan tüm din görevlilerimizi dinlemelerini Tekbir-Sen olarak talep ediyoruz. Sendika olarak din görevlilerimizin cesur ve gür sesi olmaya devam ediyoruz.

Devamını Oku...