Karadeniz Ereğli İlçe Müftülüğü bünyesinde görev yapan ve sendikamız üyesi olan bir din görevlimizin istifası üzerine, istifa gerekçesini öğrenmek amacıyla kendisiyle iletişime geçilmiştir. İlgili din görevlisi, tarafımıza WhatsApp üzerinden gönderdiği yazılı beyanda; Zonguldak İl Müftü Yardımcısı ve Kdz. Ereğli İlçe Müftüsü’nün kendisine baskı uyguladığını, bu baskılar sonucunda istifa sözü vermek zorunda kaldığını ve bu nedenle istifa ettiğini açıkça ifade etmiştir.

Anayasa’nın 51. maddesi ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ile güvence altına alınan sendikal hakların engellenmesi ve görevi kötüye kullanma suçu niteliğindeki bu mobbing teşebbüsü üzerine, Diyanet İşleri Başkanlığı Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığına resmî şikâyet dilekçemiz sunulmuştur.

Ancak ne hazindir ki, tarafsızlık ve objektiflik ilkesi gereği konuyu bağımsız müfettişler marifetiyle incelemesi gereken Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığı, şikâyet dilekçemizi hakkında şikâyette bulunduğumuz Zonguldak İl Müftülüğüne havale etmiştir.

Hukukun Temel İlkeleri Ayaklar Altına Alınmıştır!

Hukukun en temel kurallarından biri olan “Hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz” ilkesi hiçe sayılmış; Zonguldak İl Müftülüğü, kendisini aklama yetkisiyle donatılmıştır. Nitekim beklenen olmuş, Zonguldak İl Müftülüğü büyük bir gayretle hazırladığı cevabi yazıda; personelinin rızasıyla istifa ettiğini, mesajı ise “sendikayla muhatap olmamak için” yazdığını öne sürerek olayı kapatma yoluna gitmiştir.

Şimdi Buradan Diyanet İşleri Başkanlığına, Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığına ve Kamuoyuna Açıkça Soruyoruz:

  1. Eğer Zonguldak İl Müftülüğünün iddia ettiği gibi bu mesajlar gerçeği yansıtmıyorsa; Kurumu lekeleyen, İl Müftü Yardımcısına ve İlçe Müftüsüne “iftira atan” ilgili personel hakkında neden derhal idari ve adli soruşturma başlatmadınız?
  2. Yazılı delille sabit olan bir iddiada, şüpheli konumdaki idareyi kendi idari soruşturmasında hakem kılmak aklama mekanizmasını çalıştırmak değil midir?
  3. Sayın Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığı; şikâyet dilekçelerimizi mahalline göndererek yetkili makamları aklama yolunu mu tercih ediyorsunuz?

Mücadelemiz Hukuki Boyutta Devam Edecektir!

Sendika olarak, üyelerimizin ve din görevlilerimizin üzerindeki usulsüz idari baskılara, mobbing uygulamalarına ve bu hukuksuzlukların üzerini kapatmaya çalışan idari reflekslere asla göz yummayacağız.

Anayasal bir hak olan sendikal özgürlükleri gasp etmeye çalışanlar ve bu usulsüzlüklere göz yumanlar hakkında ombudsmanlık (Kamu Denetçiliği Kurumu), idari yargı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde gerekli tüm hukuki süreçleri sonuna kadar takip edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

TEKBİR-SEN GENEL MERKEZİ