Yolumuz Doğru, Yükümüz Ağır Ama Niyetimiz Halistir

​Hayat, çoğu zaman bir yürüyüşe benzer. Ancak her yürüyüş bir “yolculuk” değildir. Yolculuk; bir amacı olan, bir bedel ödemeyi göze alan ve her ne pahasına olursa olsun menzile kilitlenenlerin işidir. Bugün durduğumuz noktadan geriye ve ileriye baktığımızda kurduğumuz o üç cümlelik hakikat, bizim pusulamızdır: Yolumuz doğru, yükümüz ağır ama niyetimiz halistir.
​Yolun Doğruluğu: Elif Gibi Dimdik. Bir yolun doğruluğu, o yolun kalabalık oluşuyla değil, hakikate çıkışıyla ölçülür. Bizim yolumuz; emeğin, hakkın ve adaletin yoludur. Din görevlilerimizin hukukunu korumak, onları yok sayanların karşısında bir kale gibi durmak ve gönülleri fethederek yürümek, bu yolun doğruluğunun en büyük nişanesidir. Şahsi ikballerin, küçük hesapların ve kişisel husumetlerin uzağında; sadece hak rızası ve hizmet aşkıyla yürüyenler için yol, zaten kendi ışığını üretir. Biz biliyoruz ki; istikamet doğruysa, menzil hayırdır.
​Yükün Ağırlığı: Bir Medeniyet Mesuliyeti
​ Evet, yükümüz ağır. Çünkü taşıdığımız sadece bir sendika dosyası değil; binlerce din görevlisinin umudu, vekil ve fahri hocalarımızın alın teri, cami lojmanlarında sıkıntı çeken meslektaşımızın derdi ve Diyanet camiasının onurudur. Bu yükü taşımak; yorulmayı, uykusuz kalmayı ve bazen 2025 yılında olduğu gibi derin acılar çekmeyi gerektirir. Ancak bu ağırlık bizi ezmez; aksine yere daha sağlam basmamızı sağlar. Zira biz biliyoruz ki, en büyük yükler en güçlü omuzlara yüklenir. Çekilen her sancı, kutlu bir doğumun habercisidir.
​Niyetin Halisliği: Görünmez Kanatlarımız
​Bizi diğerlerinden ayıran, yorulduğumuzda ayağa kaldıran ve engelleri aşmamızı sağlayan yegâne güç niyetimizdir. Niyet halis olunca, takdir de ona göre tecelli eder. Bizim niyetimiz; kırmadan, dökmeden ama asla taviz vermeden “gönülleri fethetmektir”. Eğer niyetimizde zerre kadar şahsi bir menfaat olsaydı, 2025’in fırtınaları bizi çoktan savururdu. Oysa biz, o fırtınalarda daha da hırslanarak, daha da kenetlenerek çıktık. Çünkü niyetimiz, bir kardeşimizi daha huzura kavuşturmak, bir hakkın daha teslim edilmesine vesile olmaktır.
​Sonuç: Yarınlara Yürüyüş
​2026 yılına girerken, omuzlarımızdaki yükün bilincinde, yolumuzun doğruluğuna olan inancımızla ve ilk günkü halis niyetimizle sahadayız. Tekbir-Sen olarak, cesur ve güçlü sendikacılığın kalesi olmaya devam edeceğiz. Biz yorulacağız ama yol yorulmayacak. Biz terleyeceğiz ama hakikat terlemeyecek.
​Unutulmamalıdır ki; niyet hayır ise akıbet de hayırdır. Yolumuz doğru, yükümüz ağır olabilir; ama bizim her şeyden büyük, niyetimiz kadar temiz bir davamız var.
​Selâm olsun bu ağır yükü, halis niyetle, doğru yolda taşıyan gönül erlerine…