ADALETİN MÜHRÜNÜ KİMLER, NİÇİN KARARTIYOR?

Bir kurumun saygınlığı, o kurumun binalarıyla değil, içinde görev yapanların adalet terazisiyle ölçülür. Hele ki bu kurum, İslam dininin izzetini ve toplumun maneviyatını temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı ise, oradaki her imza “Hak” adına atılmalı, her tutanak “Hakikat” üzerine bina edilmelidir.

Ancak son günlerde bir il müftülüğümüzde yürütülen soruşturma süreciyle ilgili gelen bilgiler, sadece vicdanları yaralamakla kalmıyor, açık bir hukuk katliamına işaret ediyor.

“Yazmayalım, Gerek Yok” Demek, Hakikati Örtmektir!

Soruşturmayı yürüten bir İl Müftü Yardımcısı, ifadesine başvurduğu din görevlisi hocalarımızın beyanlarını alırken adeta bir “sansür memuru” gibi davranmaktadır. Şahitlerin ve şikayetçilerin beyanları karşısında; “Buna gerek yok”, “Bunu yazmayalım”, “Sizden öncekiler zaten söyledi” diyerek tutanakları eksik tuttuğu, kritik beyanları hasıraltı ettiği aşikardır.

Buradan sormak istiyoruz: Sayın Müftü Yardımcısı, siz orada bir “hakikat arayıcısı” mısınız, yoksa belirli isimleri korumak için örülmüş bir “zırh” mı?

Bir soruşturmacının görevi, şikayet edilenleri ne pahasına olursa olsun korumak veya dosyayı önceden verilmiş kararlara uydurmak değildir. Göreviniz; kim, ne söylemişse onu virgülüne dokunmadan tutanağa geçirmek ve adaletin tecellisine hizmet etmektir. Şahitlerin beyanlarını seçerek, eleyerek veya küçümseyerek tutanağa geçirmemek, Türk Ceza Kanunu kapsamında “Görevi Kötüye Kullanma” ve “Resmi Belgede Sahtecilik” suçlarının sınırlarına girmektir.

Bu Adam Kayırmaca Değil de Nedir?

Hocalarımızın samimiyetle dile getirdiği gerçekleri sümen altı etmek, açıkça adam kayırmacılıktır. Eğer bu tutumunuzun arkasında bir art niyet yoksa, neden gerçeklerin kağıda dökülmesinden korkuyorsunuz? Bir din görevlisine yakışan, “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den” şiarıyla hareket etmektir; “Dosyayı nasıl kapatırız?” hesabıyla değil!

Deşifre Etmekten de Şikayet Etmekten de Çekinmeyeceğiz!

Buradan açıkça ilan ediyoruz: Söz konusu İl Müftü Yardımcısının kim olduğu tarafımızca bilinmektedir. Eğer bu hukuk tanımaz tavır, bu “korumacı” ve taraflı tutum devam ederse;

  1. Bu şahsın kimliğini tüm sosyal medya hesaplarımızdan ve sitemizden deşifre edeceğiz. 2. Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde en üst düzeyde şikayetlerimizi ileterek, müfettiş eliyle bu sürecin yeniden incelenmesini talep edeceğiz.
  2. Eksik tutulan tutanaklar ve baskı altına alınan şahit beyanlarıyla ilgili yargı yoluna başvurarak bu adaletsizliğin hesabını hukuk önünde soracağız.

Diyanet teşkilatı, kimsenin kişisel nüfuz alanı veya “arkadaş koruma platformu” değildir. Kimse kendini hukukun ve hakikatin üzerinde görmesin. Adalet mülkün temelidir; o temeli sarsmaya kalkanlar, en başta o enkazın altında kalırlar.

Süreci anbean takip ediyoruz. Ya adaletle hükmedin ya da o koltuğu hak edene bırakın!