DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ÜST YÖNETİMİNE VE KAMUOYUNA

Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış olan sendikal özgürlükler ile devlet memurlarının tarafsızlığı ilkesi, maalesef taşra teşkilatımızda görev yapan bazı idari amirler eliyle açıkça çiğnenmektedir. Sendikamız bünyesinde üst yönetim kademelerinde de bulunmuş, geçmişe dayalı kadim bir dostluğumuz olan Zonguldak ili Ereğli ilçesinde görevli bir din görevlisi üyemizin istifası üzerine gelişen süreç, idari amirlerin personelin iradesine yönelik kurduğu baskıyı ve bu vahim iddiaların üzerini örtmeye çalışan “mahalli aklama” mekanizmasını gözler önüne sermiştir.

Söz konusu üyemizin istifa belgesinin sendikamıza ulaşmaması üzerine, tamamen dostane ve kurumsal bir takiple kendisine yönelttiğimiz soruya verilen yazılı cevap aynen şöyledir:

“Evet hocam istifa ettim çünkü Ereğli Müftüsüne söz vermiştim ve Zonguldak İl Müftü Yardımcısına da söz verdim, onun için istifa ettim. Sana söyleyemedim kusura bakma. Ereğli’ye gelince onları 8 ay oyaladım ama peşimi bırakmadılar hocam, o yüzden kusura bakmayasın. Ama biraz durayım, tekrar senin sendikana geleceğim inşallah.”

Bu itiraf, taşrada görev yapan bazı müftü ve müftü yardımcılarının, kanuni görev sınırlarını aşarak aylarca bir din görevlisinin peşini bırakmadığını, adeta amirlik nüfuzunu kullanarak sendikal baskı (mobbing) uyguladığını somut bir şekilde kanıtlamaktadır.

Sendikamız, anayasal bir hakkın engellenmesi ve görevin kötüye kullanılması niteliğindeki bu açık beyanı içeren ekran görüntüsünü de ekleyerek Diyanet İşleri Başkanlığına suç duyurusunda bulunmuştur. Ancak, Disiplin Daire Başkanlığı bu somut iddiaları bağımsız müfettişler eliyle inceletmek yerine, ne hikmetse sendikamızdan giden her dilekçede yaptığı gibi, dosyayı “mahalline sevk ederek” topu taca atmıştır. İddiaların odağındaki kişilerin amiri konumunda olan Zonguldak İl Müftülüğü ise, beklendiği üzere tarafsız bir soruşturma yürütmek yerine, adeta bir savunma refleksiyle hareket etmiş ve “din görevlisinin bu mesajı sadece sendikadan uzak durmak amacıyla attığı” yönünde trajikomik bir gerekçeyle kendi kadrosunu aklama yoluna gitmiştir.

Buradan başta Sayın Diyanet İşleri Başkanımız olmak üzere, Başkanlığımızın üst yönetimine hukuki ve mevzuata dayalı şu net soruları soruyor ve çağrıda bulunuyoruz:

1. Sendikal Özgürlüklerin Engellenmesi ve TCK Boyutu

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 18. maddesi açıkça; “Kamu görevlileri, sendikalara üye olmaları veya olmamaları… sebebiyle farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez” hükmünü amirdir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 118. maddesinde “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” açık bir suç olarak düzenlenmiştir. Taşra amirlerinin personeli 8 ay boyunca ablukaya alarak istifaya zorlaması iddiası neden bağımsız müfettişlerce soruşturulmamaktadır?

2. Devlet Memurunun Tarafsızlığı İlkesi (657 Sayılı DMK m. 7)

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. maddesi, devlet memurlarının siyasi partiler veya sendikalar arasında herhangi bir ayrım yapamayacağını, tarafsızlık ilkesine uymak zorunda olduğunu emreder. Ereğli Müftüsü ve Zonguldak İl Müftü Yardımcısı, idari nüfuzlarını belirli bir sendika lehine ya da aleyhine kullanarak 657 sayılı Kanunu açıkça ihlal etmişlerdir. Bu ihlali soruşturması gereken kurumun, şikayeti yine şikayet edilenlerin amirine göndermesi hukukun hangi ilkesiyle bağdaşmaktadır?

3. Zonguldak İl Müftülüğünün Çelişkisi ve Hukuki Sorumluluk

Zonguldak İl Müftülüğünün “personel bu mesajı sendikayı oyalamak/uzak tutmak için attı” savunmasını bir an için doğru kabul edelim. O halde sormak isteriz:

  • Bir din görevlisi, sırf sendikasını savuşturmak için İl Müftü Yardımcısını ve İlçe Müftüsünü zan altında bırakacak, onlara “iftira” niteliği taşıyacak bir yalanı yazılı olarak beyan etmiş midir?
  • Eğer bu beyan yalansa ve müftülük makamlarına iftira atılmışsa, Zonguldak İl Müftülüğü makamlarına asılsız isnatta bulunan ve yalan beyan veren bu personel hakkında neden 657 sayılı DMK uyarınca derhal bir disiplin soruşturması başlatmamıştır?
  • Personeline disiplin işlemi uygulamayan müftülük, bu sessizliğiyle aslında mesaj içeriğindeki baskının ve sözlerin doğruluğunu zımnen itiraf etmiş olmuyor mu?

Disiplin Daire Başkanlığının somut delilli şikayetleri mahalline göndererek adeta bir “aklama aparatına” dönüştürme pratiğinden vazgeçmesini talep ediyoruz. Bu dosyanın taşradaki ahbap-çavuş ilişkileriyle, “göstermelik tahkikatlarla” kapatılmasına müsaade etmeyeceğiz.

Diyanet İşleri Başkanlığı üst yönetimini, taşra teşkilatındaki sendikal baskılara, oda başkanlığı gibi çalışan amirlerin hukuksuzluklarına son vermeye ve bu vahim iddiaların incelenmesi amacıyla Başkanlık Müfettişlerini (Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı) derhal görevlendirmeye davet ediyoruz. Hukuki sürecin ve bu idari çelişkilerin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

TEKBİR-SEN ( DİYANET VE VAKIF GÖREVLİLERİ SENDİKASI) GENEL MERKEZİ