Tekbir-Sen olarak, kurulduğumuz ilk günden bu yana sendikacılığı masa başında değil, sahanın tam kalbinde yapma sözü verdik. Din görevlilerimizin, diyanet ve vakıf çalışanlarımızın yaşadığı haksızlıklar karşısında susarsak, sorunları cesaretle gündeme taşımazsak, diğer yapılardan ne farkımız kalır?

Genel Başkanlığımız bünyesinde, kanunların ve 2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgesi‘nin sendikamıza tanıdığı yetkilere dayanarak, üyelerimizden ve sahada görev yapan kardeşlerimizden gelen şikayetleri kamuoyuyla paylaşmamız birilerini ciddi şekilde rahatsız etmiştir. Açıkça ifade ediyoruz: Bu rahatsızlık, doğru yolda olduğumuzun en net nişanesidir ve bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir!

Bir murakıp hakkında tarafımıza ulaşan ciddi iddiaları sosyal medya ve kamuoyu kanalıyla dile getirmemiz üzerine, ilgili şahsın duyduğu huzursuzluk sürpriz değildir. İyi ki de rahatsız olmuştur!

Söz konusu murakıp ile ilgili tablo ortadadır:

  • Yaklaşık bir yıl önce düzenlenen aylık mutad toplantıda din görevlilerimizin İlçe Müftüsüne doğrudan ilettiği şikayetler,
  • Din görevlilerimizin bizzat dilekçeleriyle kayda geçirdiği somut beyanlar,
  • Bir mahallemizde yapılan denetimlerde takınılan tutum ve davranışlardan rahatsız olan mahalle halkı ile Mahalle Muhtarının haklı tepkileri…

Tüm bu şikayetler sıcaklığını ve tazeliğini korurken; konuyu incelemek üzere görevlendirilen İl Müftü Yardımcısının (muhakkikin) izlediği taraflı tutum kabul edilemezdir. Müştekilere müdahale edildiği, verilen ifadelerin birçoğunun tutanaklara bilinçli olarak yansıtılmadığı ve olayın adeta kılıfına uydurularak aklama sürecine dönüştürüldüğü net bir şekilde görülmüştür.

Bizim inancımız da adalet anlayışımız da şaibe götürmez. Bu nedenle, taraflı yürütülen bu soruşturmaya itirazımızı yaparak konuyu doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığımıza taşıdık. Etik ve hukuki ilkeler gereği, bu dosyanın Başkanlığımızdan görevlendirilecek bağımsız müfettişler eliyle, objektif bir şekilde incelenmesi şarttır.

Süreçten hem yanlı soruşturmaya imza atan İl Müftü Yardımcısı hem de malum murakıp rahatsız olmuştur. Her iki muhtereme de devletin kanunlarını, mevzuatını ve sendikal hakları düzenleyen Başbakanlık Genelgesini bir kez daha hatırlatıyoruz: Hiç kimse makamının arkasına saklanarak kamu görevlisinin hakkını gasp edemez, adil soruşturma hakkını gölgeleyemez.

Tekbir-Sen gücünü hiçbir vesayet odaklı yapıdan değil; anayasadan, kanunlardan ve siz değerli Diyanet ve Vakıf çalışanlarımızın helal desteğinden almaktadır.

Saha sendikacılığının gereğini yapmaya, adaletsizliğin üzerine cesaretle gitmeye ve haksızlık karşısında duranları rahatsız etmeye devam edeceğiz!

Kamuoyuna ve tüm teşkilatımıza saygıyla duyurulur.

Zübeyir DEMİRKAYA

Tekbir-Sen Genel Başkanı